Bir kültür olarak demokratlık

İnsanların ya da ülkelerin, hangisi olduğu hiç farketmez, demokratlığı bir kültür olarak benimsemiş olmaları gerekiyor. Bu böyle olmayınca konular yorumlanırken, demokratlığın sadece güncel ve popüler bir söylem olarak benimsenmişliği, gerek liderlerde, gerek köşe yazarlarında, gerek komutanlarda veyahut devlet profillerinde açıkça gözlemlenebiliyor.

Devletin kendisi demokrat olmayınca demokratlığı bir kültür olarak benimsemek de öyle kolay birşey olmuyor zannedersem. Çünkü devlet demokrat olmayınca, ülke içinde yaşayan insanların hayatında çok etkili olan birçok unsur (eğitim sistemi, medya, devlet kurumları) o devletin kültürünü toplumun geneline benimsetiyor. Oysa demokrat kültür, bütün hatlarıyla anlaşılıp kavranması ve bir refleks misali benimsenmesi gereken bir kültür toplumumuz için. Bunun bünyelerimizde öyle bir hale gelmesi gerekiyor ki, nasıl bayramlarda el öpmeye gidiyorsak ve bunu nasıl toplumumuzdaki bütün damarlarda gayet doğal bir şekilde hissediyorsak, güncel olayları yorumlarken ki düşünce yörüngelerimizin de demokratlıkla öylesine doğal bir ilişki halinde olması gerekiyor. Bu böyle olmayınca ne mi oluyor? Tek tek yazayım..

Örneğin, Tayyip Erdoğan, yabancı ülke meclisleri Ermeni soykırımı tasarılarını bir bir onayladıkça delleniverip, pasaportsuz Ermenileri ülkeden çıkartıveririm ha diyebiliyor. Bu inanılmaz, kabul edilemez ve korkunç bir çıkış mesela. Bakın sadece bu çıkış nedeniyle bile bu adamın bırakın ülke yönetmeyi araba bile kullanmaması (trafik toplumlar için çok hoş ve doğal bir empati ölçüm aracıdır) gerekiyor. Bu inanılmaz bir cehalet. İşte bu Tayyip Erdoğan’ın demokrat kültürle nasıl bir ırza geçme ilişkisi içinde olduğunu bana göstermeye yetiyor.

Diğer taraftan bu çıkış, Türkiye’deki  müzmin AKP karşıtlarını bir türlü rahatsız etmiyor. Her konuda AKP’nin gırtlağına yapışıp onların burnundan getirenler, bu konuda Kürt açılımı hakkında söylediklerinin zerre kadarını söylemiyorlar. Veya bu gaf, onlarda AKP’nin dokunulmazlıklarla ilgili hiçbir adım atmamasının uyandırdığı rahatsızlığın milyonda birini bile uyandırmıyor.

Çünkü bu formattaki insanlar (evet büyük bir zevkle kategorize ediyorum) dokunulmazlıkların kaldırılmasını bu eylemin içinde barındırdığı demokratlık güdüsü eşliğinde istemiyorlar. Dokunulmazlıklar kaldırılsın ki AKP yöneticilerine açılacak davalar ile AKP’nin iktidardan devrilmesinin yolu açılmış olsun. Bu talebin bilinçaltında bu gizli özlem yatıyor. O yüzdendir ki zaten bu konu AKP iktidarında hükümet muhalifleri tarafından bu kadar gündeme gelme başarısını gösterebiliyor ve başka dönemlerdeki gündeme getirilmişliği hafızalarımızda şimdiki kadar net değil. Ve ne hazindir ki, bu argümanı AKP’nin demokratlığını sorgularken kullanıyorlar. Kötü birşey bu konunun AKP tarafından hiç gündeme getirilmemesi evet. Fakat bu muhalif tavır, “onurlu” ve samimi bir şekilde sergilenmiyor.

Bir başka örnekse ordu mensuplarının ülkenin siyasi gelişmeleri üzerine sürekli yorumlar yaparak bu yorumlar üzerinden ülkede bir kamuoyu oluşturmaları ve TSK’nın genel tavrının tüm siyasi gelişmeler sonrasında herkes tarafından bilinebilir veya kestirilebilir hale gelmesi.  Bu konunun kişilerin yorum yapma özgürlüğüyle karıştırılmaması gerekiyor. Sadece kişilerin fikirleri olabilir demokrasilerde. Devletle herhangi bir ilişkisi bulunan bir kurumun siyasi bir gelişme hakkında herhangi bir fikri olamaz. Mesela neden benim zihnimde TSK’nın sanki bir adammışçasına bazı konular hakkında neler düşünebileceğine dair bir izlenimim var? Devlet kurumlarının toplumdaki bu algılanış şekillerinden kurtarılmaları gerekiyor bir defa. Hele söz konusu kurum, sicili çamurlar içinde kalmış TSK ise, Türkiye genelkurmay başkanının dağda PKK teröristi öldürmekten de öncelikli olan sorumluluğudur bu. Konu o derecede yardıma muhtaç bir vaziyettedir orada. Ordu o çok başarılı olduğu disiplin felsefesini neden bu tip bir duruş geliştirmek için kullanmıyor? Burada talep edilen ve özlenen, bir yorumsuzluk veya pasifize olmuş bir hal değil ancak siyasi bir arılık halidir. Bu talep, ne kadar üzücüdür ki, Türk ordusu yıpratılıyor şeklinde algılanmaktadır.

Fakat ne yapabiliriz? Bu davranış şekli bilinçli bir şekilde gelişmiyor bir defa. Bir kültür olarak askerlerin yaşam biçiminde yer alıyor bu. Ve benim bu beklenti içine girmem ve askerlerle anlaşamamam aslında kötü veya iyi insanlar olmamızdan değil ancak aramızdaki kültürel farklılıklardan kaynaklanıyor. Benim onları bu tip konuşmalar yapıyorlar diye eleştirmem, insanları bayramlarda büyüklerin ellerini öpüyorlar diye eleştirmemden farksız. Burada kesinlikle askerlerin benimsemiş oldukları tavrı masumlaştırmaya çalışmıyorum. İşin en talihsiz yanının bu yaklaşımların Türkiye’de “yerleşik bir alt kültürden” kaynaklanmakta olduğunu vurguluyorum. İşte bu hakim alt kültür nedeniyle askerlerin bu tavrı büyük bir kesim (toplum ve yazar) tarafından bir hata olarak görülüp herhangi bir eleştiriye dahi tabi tutulmuyor. Tam aksine, bu tip eleştiriler yükseldiğinde, eleştiren kişiler “ordu yıpratan”, “amerika güdümlü”, “asıl amaçları Türkiye’yi bölmek ve zayıflatmak” olan şahıslar olarak görülüyor. Bir ulusun kültürüne karşı çıkarsanız, o ulusu oluşturan topluluklar sizden nefret eder. O yüzdendir ki Türkiye’de hep eleştirilen, andıçlanan ve ezber bozma gayretinde olan kalemler şu sıralar nasıl inanacağımı ve kabul edebileceğimi bilemediğim bir şekilde “maskeli demokratlar” olarak adlandırılıyor.

Asıl soru şu: Bu alt kültürü kim/kimler demokrat bir alt kültür ile değiştirecek? Ve bunu nasıl yapacak? Bu değişikliğin adının yıpranma, bölünme, zayıflama, taviz verme değil ancak normalleşme, mevcut izole halden çıkarak dünya ile bütünleşme ve politik doğruluktan insani doğruluğa kayma olduğu insanlara (Oktay Ekşi dahil) nasıl anlatılacak?

This entry was posted in Siyaset and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>