CNBC-e, The Pacific ve Akılcı Kurnazlık

Az önce koltukta otururken bir anda geçen hafta Türkiye’de CNBC-e’nin kamuoyuna duyuru yapmasıyla gündeme gelen “The Pacific” dizisinin birinci bölümüne rastladım ve bunun hemen sonrasında diziye kapılıp gitmek yerine kendimi bir dizi düşünce sarmalı içinde buluverdim. Hem dizide böyle bir sahnenin bulunuyor olması hem de CNBC-e’nin bu konudaki tavrıyla ilgili söylenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken şeyler var.

Aslında The Pacific dizisi hakkında da kelam etmek gerekir fakat bu yapımla ilgili içeriksel yaklaşımları diziyi biraz izledikten sonraya bırakalım ve konumuza dönelim. Ne oldu geçen hafta?

Bu dizinin 3.bölümündeki sahnelerden birinde İzmir’imizin aslında Türk işgali altında bir Yunan kenti olarak gösterildiği ve 1922 yılında bu kentimiz Yunan işgalinden kurtulurken, dizide Türkler tarafından istila ediliyormuş gibi gösterildiği söyleniyor. Burada kalkıp “diziyi izlemek lazım belki öyle demiyordur” falan demeyeceğim. Bu kadar ses getirdiğine göre muhakkak Türkiye’ye karşı alenen tu-kakacı bir yaklaşım içine girilmiştir. Ve bu yaklaşım da başlı başına en az Türkiye’nin başında bulunan meselelere karşı takındığı tavır kadar yüzeysel bir yaklaşımdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun yetiştirdiği bireylerin büyük çoğunluğu, çağdaş demokrasiyi kültürel bir benimseme eşliğinde yaşayamamakta ve bu nedenle Türkiye’nin küresel çaptaki sorunlarını (Kürt sorunu, Ermeni soykırımı ve Kıbrıs’ın işgali) yalnızca milli duyguların gerektirdiği bir “mantıklı anlayış” dahilinde kavramakta olabilir. Ve dünya tarafından her nedense vazgeçilmez bir ısrarla modern toplumlar arasına çekilmek istenen Türkiye, bir türlü şu patlayasıca çıban olma halinden kendini çıkartmak istemiyor da olabilir. Fakat dizide sözü edilen sahne, Türkiye’nin klasikleşmiş faşizan devlet imajına sırtını yaslayarak bunun üzerinden propaganda yapmaktan başka birşey yapmıyor. Sadece, Türkiye karşıtlığını kültürel olarak benimsemiş olan “sıradan insanların” beklentilerini karşılayabilecek bir popülizm içine giriyor… Gerek yok bu tip prodüksiyonlarda bu tip şeylere..

Peki diziyi bir kenara bırakacak olursak onu Türkiye’de yayınlamaya başlayacak olan CNBC-e’yi ne yapacağız? Geçen hafta kamuoyuna dizi için uyguladıkları sansürü duyurmak için kullandıkları o metne ne demeli? Dizideki sözkonusu sahnenin Türkiye’nin yıllardan beridir karşı karşıya olduğu lobicilik faaliyetlerinden kaynaklandığı söyleniyor(buraya kadar tamam). Ve buna verilecek en iyi cevabın bizim de benzer diziler yaparak kendimizi savunmamız olduğu söyleniyor. Metin yazarımız, ilkokul öğretmeninden koca bir afferim alarak sivri bakışlarıyla ve gururla sırasına dönüyor bu çözüm önerisiyle. Hadi başlayalım o zaman o dizileri yapmaya da dünya bizi biran önce daha iyi bir anlayıversin. Buna da aynen Türkiye savunuculuğunu kültürel bir şekilde benimsemiş olan “sıradan insanların” beklentilerini karşılayabilecek popülizm diyebiliriz…

Söz konusu metin dananın kuyruğunu şu şekilde koparıyor:

“Dizinin 3. bölümündeki bu diyalogun Türk kamuoyunu rencide etmesi (imdaaaaaaaaaaaaat), tarihi gerçeklerle çelişmesi ve yayınlanmaması durumunda dizinin konu bütünlüğünü bozmaması sebebiyle bu sahnenin çıkartılacağını kamuoyuyla paylaşmak isteriz.”

Burada çok korkunç sorunlar var bunu lütfen siz de hissedin. Kim nasıl karar veriyor bu sahnelerin konu bütünlüğünü bozup bozmadığına? Kim kimin konu bütünlüğü anlayışını nereden biliyor? Bu nasıl bir tutum aklama fırsatçılığı böyle? Hadi bunu geçtim, dizi tarihi gerçeklerle çelişsin ya da çelişmesin, dünyanın bir yerlerinde bazı adamların, bazı konular hakkında tam olarak neler düşündüğünden benim haberdar olmamı siz nasıl benim elimden alıyorsunuz? Ah hele şu Türk kamuoyunun rencide edilme hadisesi yok mu… Ah şu “şimdi ortamı germeyelim”cilik kültürü yok mu… Böyle bir ülke işte burası. İster muhafazakar olsun, ister modern, bu insanlar bu şekilde yaşıyorlar. Ve ne acıdır ki bu politik bir tutum falan değil ve kültürümüzden gelen bir tercih yapma biçimi adeta. Ve 10 milyonlar ayakta avuçları patlayıncaya kadar alkışlayıp beğeniyor CNBC-e’nin bu tutumunu. İşin özünde insana dair nasıl da önemli bir haktan mahrum bırakıldıklarının bir dirhem dahi farkında olmayarak. Oysa milli onuru savunduğunu söyleyerek toplumun karşısına çıkan birileri, sadece toplumsal yapıdaki linç kültürünün varlığı nedeniyle konformizmi tercih ediyor. İster dizideki o sahneden gerçekten rahatsız olunarak olsun, ister aman ortam gerilmesin diye olsun, yine birileri başkalarının ne görmesi/yapması gerektiği adına kararlar alıyor.. Ve asıl bu davranışın milli onura vereceği zararın, The Pacific’in vereceği zarardan ne kadar daha büyük olduğu kimse tarafından çığlık çığlığa bağırılmıyor. Belki CNBC-e yönetim kurulundaki “makul akıllılardan” biri veya birkaçı ortaya böyle bir fikir atıyor (severek veya sevmeyerek) ve kimi diğerleri de hoşlarına gitmeye gitmeye de olsa bunu kabul ediyor o toplantının içinde. O fikri ortaya atma zekasının parıldayabileceği ortamların oluşmasını istemeyen bir sağduyu eşliğinde eğitmemiş büyüklerimiz bizi. Böyle ortamların, böyle münakaşaların ve böyle onurların çocuklarıyız biz işte..

Türkiye’nin şartları düşünüldüğünde evet akıllıca hareket etti CNBC-e. Ve doğru bir tutum sergiledi evet. Fakat bu tavır “iyi” bir tavır olmadı. “Çarpılmış ve yamru yumru olmuş bir omurga” içinde vücut bularak norm haline gelebilmiş mantıklı kararlardan biri oldu sadece..

Onları izlemeye devam et Türkiye. Her nasıl düşündürülüyor ve yaşatılıyorsan..

This entry was posted in Beni kategorize etme and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

3 Responses to CNBC-e, The Pacific ve Akılcı Kurnazlık

  1. Emek says:

    Ben de dizi nin tanıtımları başladığından beri maddler halinde her ne kadar, epik yapımları ve insanlar tarafından gerçekleştirilen mücadelelerin en hoyratı olan savaş güzellemelirinden hoşlansam da, maddeler halinde diziyi neden izlemek istemediğimi sıralamak isterim. Yazıda pek değinilmemiş ama ben işin tanıtım boyutuna dair fikirlerimi belirteceğim. Öncelikle çoğu yüksek bütçeli yapımda olduğu gibi çok farklı tanıtım yöntemlerinin kullanıldığını aklımızda tutmamız gerekiyor. CNBC-E dergi verilen savaş dönemi müzik cd sinden bahsetmeyeceğim bile. Sırf dizinin tanıtımını yapmak için Discovery ve History channel belgeselleri formatında hazırlanmış hem o belgeseller hem de diziden sahneler içeren, bu sahnelerin zaman zaman iç içe geçtiği adına belgesel diyemeyeceğim yapımlar ile karşılaşıyorum. Bu konularda geniş bir literatür vardır ben aklıma gelen bir kaç değişkeni yazayım burada. Büyük bütçeli Amerikan tarihine ilişkin yapımların zamanlamaları ve birbirleriyle olan zaman aralıkları önemli. Türün daha önce başarı sağlamış olması önemli bir etken. Çoğu dizi formatında olabileceği gibi bu dizide de ilk birkaç bölüm hareketli ve kapsamlı sahnelerden sonra ilerliyen bölümlerde dizinin bir ihtişamlı sözcüklerle donanmış bir durum komedisine dönüşme ihtimali.

    Son alarak İzmir meselesine gelicek olursak. Bunu bir de CNBC-E nin kendi tanıtım fikri olarak değerlendirebilir miyiz acaba? Yani aslında dizi hakkında pek bir fikri olmayan izleyicileri yakalamak niyeti. Milliyetçilik söylemi tersten okunması da kolay olan bir söylem, saatlerce Kurtlar Vadisi seyreden seyircilerin bir bölümüne hitap etmenin bir yöntemi olabilir mi bu İzmir metni.
    Yayınlanan tanıtım parçalarından birinde ” You wanna live get of the beach repliğinde olduğu gibi bir tükürük yemek istemiyorsak en iyisi seyretmemek herhalde bir de o hengamede o heycan içinde insan fizyolojisine aykırı olan o gerçek dışı tükürüğü yemektense…

  2. Tevfik REYHAN says:

    Valla tebrikler. Bu kadar kadar istekli olabilir mi bir millet uyumaya.Bu yazıyı CNBCE yetkililerinin okuması lazım.

  3. admin says:

    Pazarlama fikrini hiç düşünmemiştim doğrusu Emek.. Benim canımı sıkmakta olan konulara biraz fazla odaklanmışım heralde :)

    Her ne kadar bunun ortaya çıkışının asıl sebebinin bir pazarlama fikrinden ilham alarak yaptıklarına pek inanmasam da dediğin kesimin ilgisinin bu sayede çekileceği kesindir. Yani ilk ortaya çıkış nedeni bu metnin başka türlü olmuştur ve sonrasında elbette birileri çıkıp hem popülarite de artar diyerek desteklemiştir fikri eminim buna. Tuz, karabiber, kimyon misali :)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>